Arketip seçimi: “Nedir, Neden Gereklidir ve Nasıl Belirlenir?”

Dünyaca ünlü Psikiyatrist Carl Jung’a göre, aslında hepimizin bilinçaltı atalarımızdan miras aldığımız toplumsal öğelerle dolu.

İnsanları ve diğer varlıkları, “Arketip” adını verdiğimiz tiplemelerle bağdaştırıyoruz. Çocukken okuduğumuz masallar, bu tiplemeleri bulabileceğimiz en güzel örnekleri barındırıyor: Despot kadın rolünde bir kraliçe ya da cadı, mağdur, saf ve temiz bir kız, yardımcısı olan sevimli ve komik bir varlık, onu kurtarmaya gelen bir peri anne, yakışıklı prens… Tüm masallar, aynı temele dayanıyor. Hatta günümüzde en sevdiğimiz diziler ve filmlerde bile bu karakterler var, ve bu senaristler tarafından gayet bilinçli bir şekilde yapılıyor.

O zaman gelelim markanız ile arketip ilişkisine;

Markanızın benzerlerinden kolay ayrıştırılabilmesi için, tüketicinin zihininde, yani toplumsal bilinçaltında önceden tanınan bir karaktere benzetilmesi lazım. Düşünün, bütün çikolata markaları aynı dile sahip değil; kimisi baştan çıkarıcı, kimisi şakacı, kimisi yaratıcı, kimisi ise içinden sürpriz oyuncak çıkmasıyla “sihirbaz” arketipine sahip. Bu sayede birbirlerinden farklılaşabilir ve farklı hedef kitlelere ulaşabiliyorlar.

Örneğin, bilişim danışmanlığı yapan bir firma kendisine “bilge” arketipini seçebilir. Bu durumda, yapacağı tüm iletişim faaliyetlerinde, seçeceği reklam dilinde, bu arketipe yakışır şekilde davranmalı ve bunu tutarlılıkla uzun yıllar sürdürmelidir. Popüler kültürden örnek vermek gerekirse markanın pazarlama ekibi her faaliyetinde kendine; Yoda’yı, Gandalf’ı örnek almalı ve “Mr. Spock olsa, bu durumda ne yapardı?” diye sormalıdır.

12 tane temel arketip var bu arada. Şöyle bir çark ile ifade ediliyor.

Yani siz markanız için dilediğinizi seçmekte özgürsünüz. Bir doktor, kendisini sektörde otorite olarak tanımlamak isteyip kendisine “Kural koyucu” arketipini seçebilirken, bir başka doktor kendisine “Yaratıcı” arketipini seçip daha esnek ve daha esprili bir dil belirleyebilir. Yani arketipler sektörleriyle birebir örtüşmek zorunda değildir. Yaratıcılık kavramı, sadece sanatla uğraşan kişilerle sınırlı olmadığı gibi, kural koyuculuk da sadece cumhurbaşkanı adayına mahsus bir arketip değildir.

Arketip seçerken şu soruyu kendinize sormalısınız:

Benim varlık nedenim, itici gücüm, temel arzum ne?

4 cevap türünüz var:

  1. Düzen getirmek ve düzeni korumak

  2. İdeal olanı bulmak, bir hayal, bir ütopya yaratmak, keşfetmek, öğrenmek

  3. Dünyada bir iz bırakmak

  4. Başkalarıyla bağ kurmak.

Bunu biraz düşünün, hemen karar vermeyin.

1.yi seçerseniz, o zaman siz kural koyucu, yardımcı, ya da yaratıcı arketiplerinden birine yakınsınız demektir. Bu grup, insanları ve çevresini şekillendirmeden rahat edemez.

2. yi seçerseniz bu, markanızın bilge, masum ya da kaşif olabileceğinin işaretidir. Bu grup, kendi odaklıdır; kimseye hükmetmeye çalışmaz, kimseyi üzmez, sadece hayallerinin peşinden gitmenin ve daha iyi bir dünyanın arzusu içindedir.

3. yü seçerseniz, asi, sihirbaz ve kahraman arketiplerinden birine doğru kayıyorsunuz demektir. Bu grup en fevri olanıdır; ayakları yere basmaz, fikrini aniden değiştirebilir, sürprizler yapıp şaşırtabilir, son anda gelip sizi kurtarabilir.

4. yü seçerseniz, sıradan adam, soytarı ve aşık arketiplerinden biri sizin için. Bu gruptakiler başkalarının onayını, sevgisini ve ilgisini görmeye muhtaçtır. Sıcak, sevimli veya seksidir; tavlamaya, cezbetmeye, aklını çelmeye meğillidir.

Dersimizin sonuna geldiğimize göre ne yapıyoruz, yine kalem ve kağıdımızı alıp, bu arketip çemberinden kendimize en uygun olanı seçmeye çalışıyoruz. Çember görselini indirip çıktısını alarak üzerinde çalışmanızı ve internetten merak ettiğiniz arketiple ilgili daha fazla detay almak için araştırma yapmanızı tavsiye ederim.

0 görüntüleme

Copyright Nil Yalçınkaya