Dopamin Bağımlılığına Karşı Wu Wei Felsefesi

“Wu Wei bize basitçe içinde yüzmekte olduğumuz nehrin akıntısına biraz daha güvenmemizi ve kendimizi bırakmayı öğrenmemizi öğütlüyor.”

Akışta olmak deyince, şu Wu Wei felsefesinden konuşmaya biraz daha devam etmek istiyorum… (Hayır efendim, SEO uyumlu bir makale yazmayacağım çünkü bir yazıyı SEO uyumlu hale getirmek için yazının akıcılığına darbe vurup onu anahtar kelime tarlasına çevirmek gerekiyor)

Herkesin kendine göre iyileştirici, en az bir yöntemi vardır; kimisi için müzik, kimisi için yoga, kimisi için film izlemek, kimisi için halı saha maçına gitmek. Benim için iyileştirici iki şey var: Yazı yazmak ve atlar. O nedenle aslında blog yazarken, kendime bir nevi terapi yapıyorum ve sizi buna maruz bırakıyorum 😊 Atlar için ise biraz daha fazla olanağa ihtiyacım var, şimdilik uzağımda kalıyorlar. (Ama hasretim bitmek bilmiyor tabii)

Evet, blog yazılarım pek okunmuyor ve videolar mesajlarımı iletmekte her zaman daha etkili sonuç veriyor, ama zaten blog yazmaktaki ana amacım dikkat çekmekten ziyade kendi zihnimdeki kütüphaneyi harf ve kategori sıralamasına dizmek, biraz da toz almak. (Daha önceki bloğumu ve tüm metin yedeklerimi salak gibi sildiğim için bu kez dersimi almış şekilde geri dönüyorum blog işine)

Bu nedenle aklıma son zamanlarda çok takılmış durumda olan Wu Wei hakkında derine inmek isterim.

Durum şu ki aslında hepimizin bu felsefeyi anlamaya ve onun derinine inmeye ihtiyacı var, çünkü modern batı yaşam tarzını sevsek de sevmesek de benimsemiş ve onun temposuna ayak uydurmuş durumdayız. Akışta olmayı, akışına bırakmayı ve gereksiz plan-programlarla uğraşıp kendimize dert edinmemeyi öğütleyen Wu Wei ise yaşam tarzımıza tamamen ters bir bakış açısı sunuyor. Bizler, adeta plan program yapmaktan, hamle yapmadan önce kılı kırk yararak araştırmaktan kımıldayamaz, yaşayamaz olmuş durumdayız.

Peki ama bunun dopamin detoksu ile ne ilgisi var?

Şöyle açıklayayım; bizler plan yaparken, araştırırken, ya da düşünmekten strese girip “yapmış” kişilerin hayatlarını sosyal medyadan takip ederken aslında kendi hayatımızın arka koltuğuna geçiyor ve pasifleşiyoruz. Başkası yapıyor, biz izliyoruz. İzlemenin bağımlısı haline geliyoruz. Biz her bir sosyal medya gezintimiz sırasında sayfaları biraz daha aşağı, biraz daha aşağı kaydırırken, her yeni kırmızı bildirime tıklarken, beynimiz ödül mekanizmamız olan dopamin hormonunu salgılıyor; işte “bağımlı olmak” derken bunu kastediyorum.

İşin kötüsü, bağımlılığımıza çok güzel bahane buluyoruz: Harekete geçmek için çok mantıklı davranarak temkinli olduğumuzu, bu yüzden hemen hamle yapmadığımızı düşünüyor ve bu düşünceye kendimizi ikna ediyoruz. Wu Wei’nin öğütlediği şey ise arka koltuğa geçmek ve pasifleşmek değil, hayır.

Çoğu kişi ilk okuduğunda Wu Wei’yi pasiflik sanıyor. Halbuki tam tersi!

Zira arka koltuğa geçip başkasının yaptıklarını izler hale gelmenin esas suçlusu, dopamin bağımlılığı. Yoga yapmanıza gerek yok; yoga ile hayatını değiştirmiş bir kadının hesabını takip etmeniz yeterli. Güzel yemek yapmanıza gerek yok, Pinterest’teki tarifleri klasörlemeniz yeterli. Kilo vermenize gerek yok, vermiş birine bakıp umutlanmanız yeterli. Gibi… Bir süre sonra, hayat sizin hayatınız olmaktan çıkıyor; ilgilendiğiniz konularda elinizi taşın altına koyup gerçek bir tatmin şelalesi yaşamak varken, cılız bir musluk akıntısı kadar dopamine razı geliyorsunuz. Hayatımız, başkalarını izlemekten ibaret hale geliyor. Asla o ilk hamleyi yapamıyorsunuz, çünkü yapılmışı var!

Mesela ben kendime “Araştırma yapma bağımlılığı” teşhisi koydum. Diğer bağımlılıklarla kıyaslandığında kötü bir bağımlılık sayılmaz. Ama araştırma yapmaktan harekete geçemez hale geliyorum bazen; resmen kendi kendimi felç ediyorum. İç sesim, “Tamam artık araştırma yapmayı bırak ve işe koyul!” diye bana sesleniyor ama onu duymazdan geliyorum. Çünkü neden? Dopamin beni “öldürmeyecek kadar” tatmin ediyor, ben de buna razı geliyorum.

Gelelim Wu Wei sayesinde Dopamin bağımlılığımızı nasıl yenebileceğimize.

Wu Wei, bize basitçe içinde yüzmekte olduğumuz nehrin akıntısına biraz daha güvenmemizi ve kendimizi bırakmayı öğrenmemizi, akıntı nereye giderse ona göre tavrımızı da ona uyumlu şekilde -direnmeden- değiştirmemizi öğütlüyor. Hata yapmaktan, yani boğulmaktan ya da kötü bir yere sürüklenmekten korkarsanız suyun içinde boşa çırpınır durur ve belki de daha fazla dibe batarsınız. Veya daha kötüsü, kıyıda öylece oturur ve suda keyifle yüzenleri Instagram’dan seyreder, siz sadece ayaklarınızı sokarsınız.

İşte işin sırrı bu: Hata yapmaktan korkmamak! Wu Wei’yi uygulayabilmemiz için, öncelikle bizi harekete geçirmekten alıkoyan esas korkuyu keşfetmemiz gerekiyor. Sizi korkutan şey başarısızlık korkusu ise bunun derinine inin. Daha önce kilo vermeyi deneyip başaramamış olabilirsiniz, bu yüzden yola koyulmak yerine diyetle ilgili panoları takip edip sözüm ona “diyete başlamak için araştırma yapıyor” olabilirsiniz. Başarmış kişileri gıptayla izliyor ama kendinize sıra gelince, “en doğru kilo verme yolunun hangisi olduğunu bilmediğinizi” düşünerek hareketinizi erteliyor olabilirsiniz. Bunun farkına vardığınız an, büyük bir aydınlanma anıdır dostlar.

Mükemmeliyetçilik övünülecek bir şey değildir diyor Wu Wei; aksine, korkunun göstergesidir.

Ve ne kadar korkarsanız, o kadar az güzel şey başarırsınız. Çünkü korku insanı felç eder. Algıları kapatır. Başaracağınız varsa da başarmanızı engeller. Doğru seçim yapacağınız varsa da yaptırmaz. Siz kendinizi çabalıyor sanırsınız, aslında olan şey akıntıya karşı yüzmeye çalışmak, nehir kenarında oturup suya hiç girememek ya da daha kötüsü, boğulmaktır. Üstelik korku, sizi karanlık tarafa bile çekebilir.

Oysa “çabasız hareket” (effortless action) zihni, bunun tersidir. İyi bir sanatçı, kendisini akışa bırakabilendir. En yaratıcı fikirler, kendinizi kastığınızda değil akışta olduğunuzda çıkar. Nasıl olsa pek çok faktörün bizim dışımızda geliştiğini unutmadan, çabamızı akıntıyla uyum içinde yönetmeyi öğrenirsek, ne dopamin bağımlılığımız kalır, ne o tatminsizliğimiz… Bu kez takip eden değil, takip edilen biz oluruz.

Hepinize, tatmini bol ve “akışta” olabildiğiniz günler dilerim.

#sosyalmedyabağımlılığı #wuwei #dopamindetoksu #kararvermek #akışınabırakmak #detox #sosyalmedya #felsefe #akıştaolmak #stresyönetimi #doğufelsefesi #dopaminbağımlılığı

0 görüntüleme

Copyright Nil Yalçınkaya