İnsanoğlu’nun bitmeyen dilekleri ve mendiller…

Efes Meryemana Manastırı’ndaki dilek bağlama çılgınlığı.

Bu fotoğrafı Selçuk’ta, Meryem Ana Manastırı’nda çektim. Çocukken okul gezisiyle geldiğim ve her gireceğim sınav için dilek bağladığım yeri artık neredeyse her sene ziyaret eder oldum. Yok, Hristiyan değilim ama Efes’in hemen tepesinde bulunan bu ormanlık mekânın insana verdiği bir huzuru hissiyatı var, tarif etmekte zorlanıyorum.

Çocukluğumda, fotoğrafta görmüş olduğunuz dilekleri yanlış hatırlamıyorsam bir ağaca bağlıyorlardı ve o ağacın gövdesine -nedense- gelen geçen sakız yapıştırıyordu. Anadolu adetleri arasında ağaca çaput bağlama vardır da sakız yapıştırmak olmadığına eminim! Sanırım park yetkilileri bir süre sonra çözüm olarak duvara metal bir plaka yerleştirdiler ve artık insanlar ağacı rahat bırakıp buraya dilek bağlamaya başladılar. Sakız yapıştıran da kalmadı 😊

Ben ise dilek bağlamak yerine etik açıdan tartışmalı bir şey yapmaktan zevk alıyorum: O dilekleri çaktırmadan okumak! Dünyanın dört bir yanından gelen insanlar her dilde bin bir dilek yazmış. Kimisi dayısına eş, kimisi dünya barışı, kimisi istediği bölümü kazanmak (itiraf ediyorum bunu ben de yaptım), bazıları da ev, araba gibi maddi isteklerini sıralamış.

Ama şu fotoğrafta bugün bambaşka bir şey görüyorum: “İnsanoğlunun amma da çok isteği var!” Üstelik Türk, İtalyan, Rus, Koreli fark etmeksizin hepimizin ortak yönü “istemek” olabilir. Her canlı hayatta kalmak, yemek bulmak ve kendi cinsleri arasında sürüye kabul edilmek ister ama biz insanoğlunun istekleri sınır tanımıyor.

Çünkü sahip olabileceklerimizin ve olmadıklarımızın çok fazla farkındayız.

İyi bir okula gidememenin hayatımızın sonraki yıllarında nasıl bir olumsuz domino etkisi yaratabileceğini gözümüzde canlandırıyoruz. Sosyal medyayı açıyoruz, kafamızı billboard’lara çeviriyoruz ve her köşede sahip olamadıklarımızı görüyoruz. Korkuyoruz, endişeleniyoruz, aşağılanmış ve güçsüz hissediyoruz.

İşte bu yüzden kendimizi gündelik hayatta uyuşturuyor ve bu kabuslardan uzaklaşmaya çalışıyoruz. Ne zaman ki böyle yerlerde soluklandığımız birkaç dakika buluyoruz, işte o zaman korkularımıza karşı cevap verme gücü bulup bir mendile o cevabı yazıyoruz.

Hepimize -ben dahil- korkularımızla daha fazla yüzleştiğimiz ve onları mendillere yazmak yerine savaşarak aştığımız kişisel zaferler dilerim!

0 görüntüleme

Copyright Nil Yalçınkaya