Kendini Sabote Eden Bir Girişimci Olduğunuzun 7 İşareti

En son güncellendiği tarih: Kas 2

Girişimci denince ilk akla gelen özellikler “cesaret ve girişkenlik” olsa da içimizdeki bazı eski düşünce kalıntılarından kurtulmak kolay değil. Bir önceki yazımda bir şeyler dilemeyi, istemeyi çok sevdiğimizden ama onlar için mücadele etmek konusunda aynı gayreti sarf etmediğimizden bahsetmiştim. (Şu yazıyı kastediyorum: Bir önceki yazım. ) Gerçekten de mücadeleden korkuyoruz ve kimi zaman bu kaçınma dürtüsüyle kendi kendimize bile gem vuruyoruz.


O yüzden bugünkü yazımın konusu: “Self-sabotage” yani Türkçeleştirmeye çalışırsam “Kendini sabote etmek”. Daha da açıklayıcı olmak gerekirse, “Başarılı olma korkusu”. Kişisel markamızı geliştirirken ya da girişimciliğe adım atarken geliştirmemiz gereken bir numaralı mücadelemiz bu yönde olmalı diyebilirim.


Bu çok ilginç bulduğum bir mesele, çünkü bugüne kadar öğrendiğimiz pek çok düşünce biçimiyle ters düşüyor ve “acaba ben de yapıyor muyum ya hu!” dedirtiyor. Sonuçta kişisel markasını geliştirmek isteyen ve girişimci olmakla ilgilenen herkes başarılı ve mutlu olmak ister; hangi manyak tam her şey yolunda gidiyorken ve işler tıkırına girmişken kendi şansına taş koyar ki? Ama koyuyor işte… Üstelik, farkında olmadan hepimiz yapıyoruz bu manyaklığı!


Gelelim, kendi kendinizi sabote ediyor olabileceğinize ve başarıdan korktuğunuza dair 7 işarete…



1. Koyduğunuz hedefler için girişimci (!) davranamıyorsunuz.

Bir girişimci olarak her şeyi en ideal şekilde yaptınız… Bir iş planı yazdınız, fizibilitenizi hesapladınız, aklınızdaki girişim için her şey hazır ve sadece tek bir şey yapmanız lazım: Pazara açılmak! Ama nedense tam Lansman için hazırlıklara başladığınız sırada yapmanız gereken daha önemli şeyler olduğunu hatırlıyor ve bir türlü fitili ateşleyemiyorsunuz. Fitili ateşleyeceğiniz çakmağın rengi pembe mi olsun mavi mi gibi saçma bir konuya takılıp kalıyorsunuz. İtiraf ediyorum, bu da benim en büyük kendimi sabote etme yöntemlerimden biridir.


2. “Mış Gibi” yapıyorsunuz.

Hep olmak istediğiniz kariyerin başarılı kişisiymiş gibi kendinizi hayal ediyor, başarılı olmuşsunuz gibi giyiniyor ve konuşuyorsunuz. Kazandığınızdan fazlasını harcıyorsunuz. Ama daha ortada fol yok yumurta yok… Şimdi “Secret” savunucuları çıkıp diyecek ki “Ama öyleymiş gibi yaparsan olur.” Hayır efendim, evrene olumlu enerji göndermenin yanı sıra dötünüzden ter gelene kadar çalışmanız da lazım. Maalesef “mış gibi yapmak” konusu çok yanlış anlaşılıyor; evet bu konuya başka bir yazıda girerim. Özellikle kişisel marka konusunda. Benim bu sefer kast ettiğim versiyonu, işe yaramaz olanı.


3. Çok konuşuyorsunuz.

“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” sözünü çok severim. Biz milletçe konuşmayı, bahane üretmeyi ve başkasına suç atmayı çok severiz. Hayallerimizi anlatırız, endişelerimizi anlatırız, piyasa da pek kötü deriz ama bunlar için bir girişimci olarak gerçek anlamda ne kadar mücadele verdin diye sorulunca elle tutulur bir cevap veremeyiz. Hatta ve hatta, konuşmayıp çalışan ve “pekiyi sen ne yaptın?” diye soranlara “Çok naifsin daha canım… Ekonomiden hiç anlamıyorsun…” diye küçümseyici bakışlar atarız.


4. Girişimci olmak için henüz toy olduğunuza inanıyorsunuz.

Çok radikal bir söylem gibi gelebilir, ama şu anda başarılı olan hiç kimseye sektördeki 20. Yılında gökten zembille “Artık hazırsınız” diye bir sertifika indirilmedi. Ne kadar beklerseniz bekleyin, size de indirilmeyecek. Maalesef olgunlaşmanın tek yolu, sahaya inmek, piyasaya açılmak ve kendinizi soğuk sulara atmak. “Aklı selim ve soğukkanlıyım, adımlarımı küçük atıyorum” düşüncesi aslında son derece tehlikelidir, çünkü yapanın ve dinleyenin kulağına mantıklı ve akıllıca gelir. Akıllıca olan hareket fizibilitenizi doğru hesaplamak ve fikrinize aşık olmamaktır; sahaya çıkmamak değildir!


5. Her şey iyi giderken insanlarla ilişkilerinize takıldınız.

Aslında işleriniz planladığınız gibi gidiyordur. Ama nedense, o zamana kadar size yardım eden kişilere karşı sebepsiz çıkışmaya ve stresinizi yansıtmaya başladınız. Adeta kendi bindiğiniz dalı kesiyor ve en çok ihtiyacınız olan şeyi, yani ekibinizi kendinizden uzaklaştırıyorsunuz. Bunu neden yaptığınızı fark edemediğiniz için işler daha da zorlaşacaktır ve muhtemelen ekipten birkaç kişiyle yollarınızı ayırmanızla sonuçlanacaktır. İnsanların yollarını ayırmaları normaldir, ama bu durum başarınızı etkileyecek kadar büyük boyutlara ulaşıyorsa şapkanızı önünüze koyup düşünmelisiniz.


6. Yeteneklerinizi gizlemeye başladınız.

Herkesin yola ilk çıkışında parladığı üstün bir becerisi mutlaka vardır, yoksa da olması için kendi kendinize yatırım yapmalısınız. Diyelim ki size iyi kazandıran ve mutlu müşteriler getiren güçlü bir yönünüz var: Güler yüzlüsünüz ve uzlaşmacısınız. Patronunuz veya iş çevreniz sizi hep böyle tanımış, bu yönünüze güvenmiş. Birdenbire bu yeteneğinizi geri plana çektiyseniz, göstermemeye başladıysanız ve aksi yönde davranmaya başladıysanız sebebi kendi kendinizi sabote etmek olabilir.


7. Konudan konuya atlayan bir girişimci haline geldiniz.

Tam bir beceriyi yeni edinmişken ve ödülünüzü almak üzere sahneye çağırılacakken, ortadan kayboluyor ve başka bir konuya yöneliyorsunuz. Resim kursuna gidiyor, sergi tarihine kadar bekleyemeden kanaviçe kursuna geçiyorsunuz. Halk arasında “maymun iştahlılık” olarak görülen bu durumun esas sebebi, bence başarılı olma korkusu. Bazılarımız için övülmek, sevilmek, alkış almak ve göz önünde olmak öylesine korkutucudur ki hiç o noktaya varmadan konuyu değiştirmeyi tercih ederiz. Saçma, ama gerçek. Pekiyi, siz bu 7 maddeden hangilerini kendinizde görüyorsunuz? Ekleyeceğiniz örnekleri duymak isterim…


Ama gitmeden önce şuraya da konuyla ilgili bir Tedx konuşması ekleyeyim:


Daha detaylı okuma için ise şunu öneririm (İngilizce): https://businesstown.com/articles/how-youre-killing-your-business-every-day-without-even-realizing-it/

2 görüntüleme

Copyright Nil Yalçınkaya