Marka öykünüzü ve vaadinizi bu hedef kitleye nasıl anlatabilirsiniz?

Tabii ki de müşterilerinizi karşınıza alıp “size bir masal anlatayım mı?” demeyeceksiniz.

Ama marka öykünüzü ve ne vaat ettiğinizi, şirket içinde ortaklarınız, çalışanlarınız ve tedarikçilerinize anlatmakla işe başlayabilirsiniz. Onlara, neyi başarmaya çalıştığınızı, neyle mücadele ettiğinizi, bu sektörde neleri değiştirmeyi hayal ettiğinizi açık yüreklilikle anlatın. Bu yolda sizinle yürürlerse ne kazanacaklarını bilsinler, sizin iyi niyetli biri olduğunuzdan şüphe etmesinler. Bu işin neleri feda ettiğinizi, size yardım ederlerse ekipçe ne noktaya gelebileceğinizi hayal etmelerine yardımcı olun.

Bu sayede, öncelikle kendinize en yakın grupta birlikte çalışmakta olduğunuz kişilerin sizi ve markanızı sahiplenmeye, sevmeye başlaması için bir sebep vermiş olursunuz. Onlar zamanla evlerine gittiklerinde şirketin başarıları hakkında gururlu bir şekilde konuşacak, bu pozitif hava dışarı yansımaya başlayacak.

Hele ki bu kişiler sizinle aynı değer yargılarını taşıyorsa, tadından yenmez. İlk sadık hedef kitlenizi oluşturdunuz bile! Sahi, daha kendi çalışanlarınız bile markanıza inanmıyor olsa, tüketicilerinizi nasıl ikna edebilirsiniz ki?!

Öykünüzü ve vaadinizi yayacağınız çemberin dış halkası ise basın bültenleriniz, reklamlarınız, hakkınızda çıkan haberler ve sosyal sorumluluk projeleriniz gibi ek çalışmalardır. Bakın “ek çalışma” diyorum; çoğu insan reklam vermeyi marka olmanın ilk adımı zanneder. Ama marka olmak, şu ana kadarki derslerimizden görmüş olduğunuz gibi “içten gelen” bir şeydir!

0 görüntüleme

Copyright Nil Yalçınkaya