Pazarlamada Yin Yang Dengesini Bulmak

En son güncellendiği tarih: Kas 2

Sadece belirli bir sektörde değil, hayatın her alanında tüm dünya insanları olarak “Yang”ı yani eril, hareketli, sert, agresif enerjiyi biraz fazla kaçırdık. Kapitalizmin sürdürülemez yükselişi ise bugün sorgulanıyor. Öyleyse Pazarlamada Yin Yang Dengesi nasıl kurulabilir?

Yang enerjisinin yükselişi kapitalizmin her alanında olduğu gibi pazarlamada da kendini gösteriyor.

Evet, haklısınız bu aralar doğu felsefesiyle kafayı bozmuş gibi görünüyorum, rahat olun bu benim normal halim. Gelelim konumuza; “Yang” ağırlıklı pazarlamaya örnek verecek olursak, “pazarlama” denince akla ilk gelen görüntüyü ele alabiliriz: Sevimsiz bir adam, elinde tencerelerle kapınıza dayanıp size zorla bir şeyler kaktırmaya çalışıyordur. Israr, kıyamet, ama şöyle ama böyle… Kapıyı kapatıp TV’yi açsanız, tek taraflı yayınlanan geleneksel mecra reklamları, sizin ne istediğinizi, hangi ürüne ihtiyaç duyabileceğinizi çok da umursamadan yine bir şeyler satmaya çalışır, bağırır, çağırır. Bugüne kadar bildiğimiz pazarlamada kurallar böyledir.


Gerçek şu ki, bugünkü pazarlama kavramı bu imgeden çok daha geniş bir alanı ifade ediyor. Siz, size bir şey pazarlanmadığını düşündüğünüz ve kendi hür iradenizle seçim yaptığınızı sandığınız en alakasız anlarda bile (kendinizi çok bohem hissederek gittiğiniz Olimpos’taki yoga tatili de dahil) aslında bir şeye dolaylı yoldan ikna edilmiş, yani pazarlama şemsiyesinin altına girmiş oluyorsunuz.


Zaten 1980’lerden (daha önce de vardı reklam evet, ama bu noktadan sonrasını ele almak istiyorum) 2010’lara dek süren “reklamcılık” çılgınlığı sanki biraz doyum noktasına ulaşmış gibi görünüyor… Reklamcıların ödüllendirildiği, mor ineklerin, yaratıcı düşüncelerin yüceltildiği, kristal elmaların, kırmızı ödüllerinin, pembe patlıcanların falan önem kazandığı o altın çağ, kabul etmek gerekir ki ışıltısını yitirmeye başladı. Cem Yılmaz’ın dediği gibi, hadi bana inanmıyorsanız Karacoğlan var, aynı konuyu ondan dinleyebilirsiniz:


Bakınız bu isim Güven Borça. Hadi bana inanmıyorsunuz, onu dinleyin.

Bunun nedenini sorgulamayacağım, çünkü doğaya bakacak olursak evrenin bir işleyiş mekanizması olduğu ortada: Her etkiye bir tepki vardır ve doğa önünde sonunda dengesini bulur. Hiçbir şey bu kadar ekstazi etkisi altında bir disko partisi havasında gidemezdi, bu kadar Yang, illaki sonunda Yin ile dengelenmeliydi…


Pazarlama şekil değiştirdi ve bunu hepimiz artık biliyoruz.

Üzülüyor muyum, hayır. Zaten bu şekilde ihtiyacımızdan fazlasını satın almaya zorlandığımız ve satın alabilmek için kendimizi çılgınlar gibi çalışarak paraladığımız sistemle oldum olası sorunum vardı. Bakalım bu iş nereye varacak düşüncesiyle izlemeye devam ediyorum.


Gel gelelim şöyle bir sorun var; bu şey, benim de içinde bulunduğum pazarlama sektörü! Gittim iletişim okudum. Çünkü “reklamcılıkta çok para varmış” denen bir dönemde lisede okuyordum ve güzel sanatlara giren bir gencin çıkacağı yer önünde sonunda -reklam ajanslarının kapısını çalacağımıza göre- pazarlama sektörü olacaktı.


Ama ajansa girdiğim ilk günden, bugün kendi şirketimi yürütmeye geçtiğim yıllar boyunca çok hızlı bir değişim yaşandı. Pazarlamada artık piyasa öyle bir doygunluk ve gürültü seviyesine ulaştı ki tüketici kulaklarını yeni reklamlara tıkar oldu. “Reklam” kokan her hareket, yüzlerde bir tiksinme ifadesine neden olmaya başladı ve insanları itiyordu. Sahi, emek emek hazırlanan onca reklam, dökülen onca para, hedef kitlemizin ne kadar umurundaydı? Yoksa burada amaç tüketiciden ziyade ajansa gelen müşterilerimizi memnun etmek miydi? Aklımda deli sorular oluşmaya başlamıştı…


Çözüm: Pazarlamada Yin Yang dengesini bulmak.

Her ne kadar evren bizi bu yönde eviriyor olsa da hazırlıksız yakalanmak istemem. Yin enerjisi kesinlikle yükselişte -biz henüz çok net göremesek de-. Yang döneminde ne kadar agresif, caf caflı ve tek taraflı pazarlama yöntemleri kullanıldıysa, bu dönemde de tam tersi olmasını bekliyorum. Daha sizi anlayan, size özel, çaktırmadan hakkınızda bilgiler toplayıp size küçük sürprizler yapan, daha dolaylı bir pazarlama şekli…

Aynı şekilde, pazarlamada Yin enerjisinin yükselişi karşısında markalar da karpuzcu gibi bağırma-çağırma alışkanlıklarını bırakıp kendi içlerine dönecekler -veya dönmeliler-. Nerede hata yapıyorlar, müşteriler ne diyor, marka hakkında sosyal medyada ne gibi yorumlar yapılıyor, markanın çalışanları mutlu mu yoksa çalıştıkları yerden oflaya poflaya mı bahsediyorlar, tedarikçiler marka hakkında ne düşünüyor vb… İşte bunların hepsi dinlemeye, içe dönmeye, kendini tanımaya, nicelik yerine niteliğe önem vermeye doğru evrimin işaretleri.


Marka liderleri ya da bireysel girişimciler, sosyal medya ünlüleri gibi insan odaklı yapılanmalar öne çıkarken, bu kişilerin de aynı şekilde kendi içlerine dönmeleri, kendi yola çıkış amaçlarını, öykülerini, felsefelerini iyi belirlemeli yani yine Yin enerjisi ile uyumlu olarak hareket etmeliler.


Kişisel Markaların Yükselişi

Bakın bu kadının marka değeri Akbank, Arçelik, Yapı Kredi, Ford Otosan’dan fazla. Şaka değil: Forbes’ta Yazıyor

Gözlemim o ki, yakın zamanda pazarlamada kişisel markaların ürün ve kurumsal firma markalarından çok daha önem kazandığı bir döneme gireceğiz; işte esas bu nedenle de Yin enerjisine kulak verip kendi iç sesimizi bulmamız, yani özgün olabilmemiz çok önemli. Bir çikolata markası özgün olmadan da bir şekilde marketteki yerini alabilir ama bir kişisel marka özgün olmadığında, sosyal medyada tek bir takipçi bile çekemez.


Bu nedenle girişimciliğin hangi aşamasında olursanız olun, size tavsiyem tüm sosyal medya çalışmalarınızdan, reklam kampanyalarınızdan önce kendinizi ve bireysel markanızı keşfetmenizdir. Artık bir koç ile mi çalışırsınız, marka danışmanlığı hizmeti mi alırsınız, bilmiyorum. Ama çalmanız gereken kapının size mecra satmaya çalışan klasik, eski tip ajanslar olmadığına eminim.


Okuyucularıma Yin-Yang dengesini bulduğunuz yeni bir kariyer dönemi dilerim…


#koçluk #markalaşma #yinyang #kişiselmarka #kişiselgelişim #pazarlama #reklamcılık #doğufelsefesi

7 görüntüleme

Copyright Nil Yalçınkaya